Ilay
New member
Parapsikolojik Olaylar Nelerdir? Eski Bir Evde Başlayan Tuhaf Bir Araştırma
Parapsikolojik Olaylar Nelerdir? Bir Gece Başlayan Tuhaf Hikâye
Bu konuyu açarken başıma gelenleri “kesinlikle doğaüstü bir olaydı” diye anlatmak istemiyorum. Hatta tam tersine, yaşadığım şeyleri açıklamaya çalışırken ne kadar kolay yanılabileceğimizi fark ettim. Çünkü bazı olaylar vardır; ilk anda insana inanılmaz gelir, sonra araştırdıkça başka ihtimaller ortaya çıkar. Bazen de bütün açıklamalara rağmen insanın aklında küçük bir soru işareti kalır.
Benim hikâyem de böyle başladı.
Yaklaşık iki yıl önce, İstanbul dışında bulunan eski bir aile evinin eşyalarını düzenlemek için arkadaşım Mert'le birlikte birkaç günlüğüne oraya gitmiştik. Ev, 1940'lı yıllardan kalma taş bir yapıydı. Uzun zamandır kullanılmadığı için odalarda eski kitaplar, mektuplar, fotoğraflar ve kim bilir kaç yıldır açılmamış sandıklar vardı.
Mert, mühendislik eğitimi almış, olaylara genellikle “Önce mekanizmayı bulalım” diye yaklaşan biriydi. Ben ise insan hikâyelerine daha fazla takılan taraftım. Bir eşyanın kime ait olduğunu, bir mektubun neden yazıldığını, insanların o dönemde neler yaşadığını merak ederdim.
İlk akşam, çatı katındaki eski bir sandığın içinde 1960'lara ait birkaç defter bulduk.
Defterlerden birinde sürekli aynı cümle geçiyordu:
“Gece saat üçten sonra koridorda biri yürüyor.”
İşte hikâye tam burada başladı.
İlk Olay: Gece Koridorda Duyulan Ayak Sesleri
İlk gece saat 03.12 civarında gerçekten bir ses duyduk.
Tahta zeminde yavaşça ilerleyen ayak seslerine benziyordu.
Tak...
Tak...
Tak...
Mert yatağından kalkıp kapıyı açtı. Koridor boştu.
“Muhtemelen ahşabın genleşmesi,” dedi.
Bu açıklama mantıklıydı. Eski evlerde sıcaklık değişimleri nedeniyle ahşap, metal ve borulardan çeşitli sesler gelebileceğini biliyorduk. Fakat ses birkaç dakika sonra yeniden başladı.
Bu kez daha yakından geliyordu.
Mert telefonunun ses kayıt uygulamasını açtı. Ben koridorun diğer ucuna geçtim.
Ses kesildi.
Bir süre bekledik.
Sonra mutfaktan bir sandalye sürüklenmesine benzeyen bir gürültü geldi.
İkimiz de aşağı indik.
Mutfakta gerçekten bir sandalye yerinden yaklaşık yarım metre oynamıştı.
Mert hemen zemini, pencereyi ve sandalyenin ayaklarını inceledi. Pencerenin aralık olduğunu fark etti.
“Rüzgâr,” dedi.
Fakat pencerenin önünde ağır bir perde ve kapalı bir kepenk bulunuyordu. Sandalyenin hareket etmesi için ciddi bir hava akımı gerektiğini düşünüyordum.
O gece ilk defa “parapsikolojik olay” kelimesini kullandık.
Ama henüz hiçbirimizin doğaüstü bir açıklamaya ihtiyacı yoktu.
Parapsikoloji Tam Olarak Neyi Araştırır?
Parapsikoloji, normal duyular ve bilinen fiziksel açıklamalarla açıklanması zor olduğu öne sürülen bazı deneyimleri inceleyen tartışmalı bir araştırma alanıdır.
En sık gündeme gelen başlıklar arasında telepati, durugörü, önsezi, psikokinezi ve bazı ölüm sonrası iletişim iddiaları bulunur.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bir olayın açıklanamamış olması, onun doğaüstü olduğu anlamına gelmez.
Bu ayrım bizim evde geçirdiğimiz günlerin en önemli derslerinden biri oldu.
Örneğin bir insanın rüyasında bir yakınının başına gelen olayı gördüğünü söylemesi “önsezi” olarak yorumlanabilir. Ancak tesadüf, seçici hatırlama, olaydan sonra rüyanın yeniden yapılandırılması ve çok sayıda rüyanın içinden yalnızca gerçekleşenlerin hatırlanması gibi psikolojik açıklamalar da araştırılmalıdır.
Yani parapsikoloji denildiğinde hemen “hayaletler” düşünmek konuyu fazlasıyla daraltır.
Defterdeki Kadının Hikâyesi
Ertesi gün defterleri daha dikkatli okumaya başladık.
Defterin sahibi Ayşe Hanım adında bir kadındı. Yazılardan, evde yaşayan aile bireyleri arasında uzun süren bir hastalık döneminin yaşandığını anlıyorduk.
Bir sayfada şöyle bir not vardı:
“Annem gece yine kardeşimin geldiğini söyledi. Oysa kardeşim İstanbul'da. Bazen insan özlediği kişiyi odada görür gibi oluyor.”
Bu cümle beni çok etkiledi.
Çünkü birkaç sayfa önce Ayşe Hanım, annesinin “koridorda kardeşinin yürüdüğünü gördüğünü” yazmıştı.
Burada olayın toplumsal tarafı ortaya çıkmaya başladı.
Bugün bir insan böyle bir deneyim yaşadığında onu hemen psikolojik veya tıbbi bir problemle ilişkilendirebiliriz. Fakat geçmiş dönemlerde ölüm, yas, hastalık ve dini inançlarla ilgili açıklamalar toplumdan topluma değişiyordu.
İnsanlar sevdiklerini kaybettiklerinde onları rüyalarında görmek, seslerini duyduğunu düşünmek veya kısa süreliğine yanlarında olduklarını hissetmek oldukça yaygın yas deneyimleri arasında anlatılmıştır.
Bu, yaşanan deneyimin “sahte” olduğu anlamına gelmez.
Deneyim gerçek olabilir; fakat deneyimin nedeni konusunda farklı açıklamalar bulunabilir.
Mert'in Planı, Zeynep'in Sorusu
O sırada araştırmaya kuzenim Zeynep de katıldı.
Zeynep psikoloji alanında çalışıyordu. Mert gibi olayları çözmeye çalışıyordu ama yöntemi farklıydı.
Mert:
“Önce bütün fiziksel ihtimalleri eleyelim.”
Zeynep:
“Ben de insanların bu olayları yaşarken ne hissettiğini anlamak istiyorum.”
İkisi arasında güzel bir denge oluştu.
Mert kabloları, pencereleri, zemini ve ses kaynaklarını kontrol etti. Zeynep ise eski defterleri kronolojik olarak inceleyip olayların aile içindeki ilişkilerle bağlantısını araştırdı.
Bu noktada şunu fark ettik:
İnsanların doğaüstü olarak yorumladığı bazı olaylar yalnızca fiziksel koşullarla değil, yaşanan duygusal ortamla da bağlantılı olabiliyordu.
Evde uzun süreli hastalık, ölüm korkusu, ekonomik sıkıntılar ve aile içindeki ayrılıklar yaşanmıştı.
Belki de bu nedenle aynı sesler ve görüntüler farklı insanlar tarafından farklı anlamlandırılmıştı.
Sizce de ilginç değil mi?
Aynı olay iki farklı insanın zihninde tamamen farklı bir hikâyeye dönüşebilir.
Telepati İddiası ve Beklenmedik Bir Deney
Üçüncü gün Mert bir deney önerdi.
“Telepati gerçekten mümkünse basit bir test yapabiliriz.”
Bir deste kart hazırladı. Kartların üzerinde farklı şekiller vardı. Birimiz diğer odada bir kart seçip şekle bakacak, diğerimiz tahmin edecekti.
Sonuçlar ilk denemelerde oldukça sıradandı.
Birkaç doğru tahmin çıktı.
Ama daha sonra ilginç bir şey oldu.
Zeynep arka arkaya dört kartı doğru tahmin etti.
Mert heyecanlandı.
“Bu istatistiksel olarak ilginç olabilir.”
Zeynep güldü.
“Ya da sadece şans.”
Sonra deneyi tekrar yaptık.
Parapsikolojik Olaylar Nelerdir? Bir Gece Başlayan Tuhaf Hikâye
Bu konuyu açarken başıma gelenleri “kesinlikle doğaüstü bir olaydı” diye anlatmak istemiyorum. Hatta tam tersine, yaşadığım şeyleri açıklamaya çalışırken ne kadar kolay yanılabileceğimizi fark ettim. Çünkü bazı olaylar vardır; ilk anda insana inanılmaz gelir, sonra araştırdıkça başka ihtimaller ortaya çıkar. Bazen de bütün açıklamalara rağmen insanın aklında küçük bir soru işareti kalır.
Benim hikâyem de böyle başladı.
Yaklaşık iki yıl önce, İstanbul dışında bulunan eski bir aile evinin eşyalarını düzenlemek için arkadaşım Mert'le birlikte birkaç günlüğüne oraya gitmiştik. Ev, 1940'lı yıllardan kalma taş bir yapıydı. Uzun zamandır kullanılmadığı için odalarda eski kitaplar, mektuplar, fotoğraflar ve kim bilir kaç yıldır açılmamış sandıklar vardı.
Mert, mühendislik eğitimi almış, olaylara genellikle “Önce mekanizmayı bulalım” diye yaklaşan biriydi. Ben ise insan hikâyelerine daha fazla takılan taraftım. Bir eşyanın kime ait olduğunu, bir mektubun neden yazıldığını, insanların o dönemde neler yaşadığını merak ederdim.
İlk akşam, çatı katındaki eski bir sandığın içinde 1960'lara ait birkaç defter bulduk.
Defterlerden birinde sürekli aynı cümle geçiyordu:
“Gece saat üçten sonra koridorda biri yürüyor.”
İşte hikâye tam burada başladı.
İlk Olay: Gece Koridorda Duyulan Ayak Sesleri
İlk gece saat 03.12 civarında gerçekten bir ses duyduk.
Tahta zeminde yavaşça ilerleyen ayak seslerine benziyordu.
Tak...
Tak...
Tak...
Mert yatağından kalkıp kapıyı açtı. Koridor boştu.
“Muhtemelen ahşabın genleşmesi,” dedi.
Bu açıklama mantıklıydı. Eski evlerde sıcaklık değişimleri nedeniyle ahşap, metal ve borulardan çeşitli sesler gelebileceğini biliyorduk. Fakat ses birkaç dakika sonra yeniden başladı.
Bu kez daha yakından geliyordu.
Mert telefonunun ses kayıt uygulamasını açtı. Ben koridorun diğer ucuna geçtim.
Ses kesildi.
Bir süre bekledik.
Sonra mutfaktan bir sandalye sürüklenmesine benzeyen bir gürültü geldi.
İkimiz de aşağı indik.
Mutfakta gerçekten bir sandalye yerinden yaklaşık yarım metre oynamıştı.
Mert hemen zemini, pencereyi ve sandalyenin ayaklarını inceledi. Pencerenin aralık olduğunu fark etti.
“Rüzgâr,” dedi.
Fakat pencerenin önünde ağır bir perde ve kapalı bir kepenk bulunuyordu. Sandalyenin hareket etmesi için ciddi bir hava akımı gerektiğini düşünüyordum.
O gece ilk defa “parapsikolojik olay” kelimesini kullandık.
Ama henüz hiçbirimizin doğaüstü bir açıklamaya ihtiyacı yoktu.
Parapsikoloji Tam Olarak Neyi Araştırır?
Parapsikoloji, normal duyular ve bilinen fiziksel açıklamalarla açıklanması zor olduğu öne sürülen bazı deneyimleri inceleyen tartışmalı bir araştırma alanıdır.
En sık gündeme gelen başlıklar arasında telepati, durugörü, önsezi, psikokinezi ve bazı ölüm sonrası iletişim iddiaları bulunur.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bir olayın açıklanamamış olması, onun doğaüstü olduğu anlamına gelmez.
Bu ayrım bizim evde geçirdiğimiz günlerin en önemli derslerinden biri oldu.
Örneğin bir insanın rüyasında bir yakınının başına gelen olayı gördüğünü söylemesi “önsezi” olarak yorumlanabilir. Ancak tesadüf, seçici hatırlama, olaydan sonra rüyanın yeniden yapılandırılması ve çok sayıda rüyanın içinden yalnızca gerçekleşenlerin hatırlanması gibi psikolojik açıklamalar da araştırılmalıdır.
Yani parapsikoloji denildiğinde hemen “hayaletler” düşünmek konuyu fazlasıyla daraltır.
Defterdeki Kadının Hikâyesi
Ertesi gün defterleri daha dikkatli okumaya başladık.
Defterin sahibi Ayşe Hanım adında bir kadındı. Yazılardan, evde yaşayan aile bireyleri arasında uzun süren bir hastalık döneminin yaşandığını anlıyorduk.
Bir sayfada şöyle bir not vardı:
“Annem gece yine kardeşimin geldiğini söyledi. Oysa kardeşim İstanbul'da. Bazen insan özlediği kişiyi odada görür gibi oluyor.”
Bu cümle beni çok etkiledi.
Çünkü birkaç sayfa önce Ayşe Hanım, annesinin “koridorda kardeşinin yürüdüğünü gördüğünü” yazmıştı.
Burada olayın toplumsal tarafı ortaya çıkmaya başladı.
Bugün bir insan böyle bir deneyim yaşadığında onu hemen psikolojik veya tıbbi bir problemle ilişkilendirebiliriz. Fakat geçmiş dönemlerde ölüm, yas, hastalık ve dini inançlarla ilgili açıklamalar toplumdan topluma değişiyordu.
İnsanlar sevdiklerini kaybettiklerinde onları rüyalarında görmek, seslerini duyduğunu düşünmek veya kısa süreliğine yanlarında olduklarını hissetmek oldukça yaygın yas deneyimleri arasında anlatılmıştır.
Bu, yaşanan deneyimin “sahte” olduğu anlamına gelmez.
Deneyim gerçek olabilir; fakat deneyimin nedeni konusunda farklı açıklamalar bulunabilir.
Mert'in Planı, Zeynep'in Sorusu
O sırada araştırmaya kuzenim Zeynep de katıldı.
Zeynep psikoloji alanında çalışıyordu. Mert gibi olayları çözmeye çalışıyordu ama yöntemi farklıydı.
Mert:
“Önce bütün fiziksel ihtimalleri eleyelim.”
Zeynep:
“Ben de insanların bu olayları yaşarken ne hissettiğini anlamak istiyorum.”
İkisi arasında güzel bir denge oluştu.
Mert kabloları, pencereleri, zemini ve ses kaynaklarını kontrol etti. Zeynep ise eski defterleri kronolojik olarak inceleyip olayların aile içindeki ilişkilerle bağlantısını araştırdı.
Bu noktada şunu fark ettik:
İnsanların doğaüstü olarak yorumladığı bazı olaylar yalnızca fiziksel koşullarla değil, yaşanan duygusal ortamla da bağlantılı olabiliyordu.
Evde uzun süreli hastalık, ölüm korkusu, ekonomik sıkıntılar ve aile içindeki ayrılıklar yaşanmıştı.
Belki de bu nedenle aynı sesler ve görüntüler farklı insanlar tarafından farklı anlamlandırılmıştı.
Sizce de ilginç değil mi?
Aynı olay iki farklı insanın zihninde tamamen farklı bir hikâyeye dönüşebilir.
Telepati İddiası ve Beklenmedik Bir Deney
Üçüncü gün Mert bir deney önerdi.
“Telepati gerçekten mümkünse basit bir test yapabiliriz.”
Bir deste kart hazırladı. Kartların üzerinde farklı şekiller vardı. Birimiz diğer odada bir kart seçip şekle bakacak, diğerimiz tahmin edecekti.
Sonuçlar ilk denemelerde oldukça sıradandı.
Birkaç doğru tahmin çıktı.
Ama daha sonra ilginç bir şey oldu.
Zeynep arka arkaya dört kartı doğru tahmin etti.
Mert heyecanlandı.
“Bu istatistiksel olarak ilginç olabilir.”
Zeynep güldü.
“Ya da sadece şans.”
Sonra deneyi tekrar yaptık.