Ezidiler Kürt müdür ?

Ilay

New member
Ezidiler Kürt müdür? Basit bir “evet” ya da “hayır” cevabı neden yetmiyor?

Bu konu ilk bakışta oldukça kolay görünüyor: “Ezidiler Kürt müdür?” diye soruyoruz ve sanki karşılığında tek kelimelik bir cevap bekliyoruz. Fakat biraz araştırınca meselenin etnik kimlik, din, dil, tarih ve siyaset gibi birkaç farklı alanın tam kesişiminde durduğunu fark ediyoruz. Açıkçası benim bu konudaki en önemli çıkarımım şu: Ezidileri anlamaya çalışırken “Kürt mü, değil mi?” sorusundan önce “Kürt” ve “Ezidi” kelimelerinin hangi anlamlarda kullanıldığını konuşmak gerekiyor.

Çünkü Ezidilik öncelikle bir dinî ve toplumsal kimlik, Kürtlük ise çoğu bağlamda etnik, dilsel ve tarihsel bir kimlik ifade ediyor. Bir Ezidi aynı anda kendisini Ezidi ve Kürt olarak tanımlayabilir. Hatta araştırmalar, özellikle Irak’taki Ezidiler arasında Kürt kimliğinin önemli ölçüde benimsendiğini gösteriyor. Buna karşılık bazı Ezidi toplulukları, özellikle Kafkasya’da, kendilerini Kürtlerden ayrı bir etnik topluluk olarak tanımlayabiliyor.

Dolayısıyla benim açımdan en sağlıklı cevap şu: Ezidilerin büyük bir bölümü tarihsel, dilsel ve kültürel açıdan Kürt dünyasıyla çok güçlü bağlara sahiptir ve önemli sayıda Ezidi kendisini Kürt olarak görür. Ancak bütün Ezidilerin kendisini Kürt kabul ettiğini söylemek de doğru değildir. Ezidi kimliği kendi başına güçlü ve özgün bir kimliktir.

Ezidilik ile Kürtlük aynı şey değil

Buradaki en sık yapılan hata, din ile etnisiteyi birbirinin yerine koymak.

Ezidilik bir dinî gelenek ve aynı zamanda oldukça güçlü bir topluluk kimliğidir. Kürtlük ise esas olarak etnik ve kültürel bir kimlik çerçevesinde ele alınır. Bu nedenle “Ezidi = Kürt” şeklinde matematiksel bir eşitlik kurmak doğru olmadığı gibi “Ezidi = Kürt değildir” demek de tarihsel gerçekliğin önemli bir bölümünü gözden kaçırır.

Örneğin Encyclopaedia Iranica'daki Christine Allison'ın çalışması, Ezidilerin kültürel uygulamalarının belirgin biçimde Kürt olduğunu ve Ezidilerin büyük çoğunluğunun Kurmancî, yani Kuzey Kürtçesi konuştuğunu belirtiyor. Ezidilerin dinî geleneklerinin önemli bölümü de tarih boyunca Kurmancî sözlü aktarım yoluyla korunmuş.

Bence dil meselesi burada özellikle önemli. Bir topluluğun dili tek başına onun etnik kimliğini yüzde yüz belirlemez. Dünyada birden fazla dil konuşan veya zaman içerisinde dil değiştiren sayısız toplum var. Fakat Ezidiler açısından Kurmancî sadece gündelik iletişim dili değil; dinî ilahilerin, anlatıların ve sözlü kültürün de temel taşı olmuş.

Bu yüzden Ezidilerin tarihini Kürt tarihinden tamamen kopuk düşünmek oldukça güç.

Tarihsel kökenlere baktığımızda karşımıza ne çıkıyor?

Ezidilerin kökeni konusunda yıllardır farklı teoriler ortaya atıldı. Eski çalışmalarda Ezidiler bazen “İslam öncesi İran dini”, bazen Zerdüştlük, bazen de farklı antik Mezopotamya gelenekleriyle doğrudan ilişkilendirildi.

Fakat modern akademik çalışmalar meseleyi daha karmaşık görüyor.

Encyclopaedia Iranica'nın değerlendirmesine göre Ezidilik, farklı tarihsel ve dinî unsurların zaman içerisinde birleşmesiyle oluşmuş senkretik bir gelenek olarak anlaşılmalı. Şeyh Adî bin Müsafir'in 12. yüzyılda Laleş bölgesine yerleşmesi ve çevresindeki toplulukların dinî hayatında önemli bir dönüşüm meydana gelmesi bu süreçte kritik bir yere sahip. Şeyh Adî'nin ölümünden sonra Laleş, Ezidiliğin en önemli kutsal merkezlerinden biri haline geldi.

Burada özellikle dikkat çekici nokta şu: Ezidiliğin kökenini yalnızca tek bir eski dine bağlamak akademik açıdan fazla basitleştirici olur.

Ezidilikte İslamî, İranî ve bölgesel Mezopotamya unsurlarının farklı katmanları görülebiliyor. Bu da bize dinlerin ve kültürlerin tarihte bugünkü sınırlar kadar kesin çizgilerle ayrılmadığını hatırlatıyor.

Dolayısıyla “Ezidiler aslında X dininden gelmektedir” şeklindeki kesin ifadeler yerine, uzun bir tarihsel etkileşim sürecinden söz etmek daha isabetli.

Kürtlerle tarihsel temas neden bu kadar güçlü?

Ezidilerin tarihsel yerleşim bölgeleri de konunun önemli bir parçası.

Kuzey Irak'taki Şengal ve Şeyhan çevresi, tarih boyunca Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgeler arasında yer aldı. Şeyhan bölgesi aynı zamanda Ezidiliğin önemli merkezlerinden biri oldu. Encyclopaedia Iranica, bu coğrafyanın büyük ölçüde Kurmancî konuşulan Kürt bölgeleriyle iç içe olduğunu ve Ezidilerin bu bölgelerde tarih boyunca varlığını sürdürdüğünü aktarıyor.

Bu nedenle Ezidiler ile Kürtler arasındaki ilişkinin yalnızca modern milliyetçilik döneminde ortaya çıktığını düşünmek yanlış olur.

Fakat modern dönem başka bir problemi beraberinde getirdi: milliyetçilik.

ve 20. yüzyıllarda “Kürt”, “Arap”, “Türk” veya “Ezidi” gibi kimlikler sadece kültürel ifadeler olmaktan çıkıp siyasi anlamlar da kazandı. Özellikle Irak'ta devlet politikaları ile Kürt hareketleri arasındaki mücadele, Ezidilerin kendilerini nasıl tanımladığı üzerinde etkili oldu.

Cambridge'de yayımlanan bir akademik çalışma da Irak'taki Ezidi kimliğinin zaman içerisinde Arap milliyetçiliği ve Kürt milliyetçiliği arasındaki siyasi mücadeleden etkilendiğini ortaya koyuyor. Çalışmanın önemli noktalarından biri, Ezidilerin kendilerini yalnızca başka bir grubun alt kategorisi olarak değil, kendi tarihsel ve dinî özellikleri bulunan ayrı bir topluluk olarak görmeleridir.

Peki bütün Ezidiler kendilerini Kürt olarak mı görüyor?

Hayır.

Ve bence bu “hayır” cevabı en az “evet” kadar önemli.

Özellikle Ermenistan ve Kafkasya'daki bazı Ezidi topluluklarında “Ezidi” kimliği, “Kürt” kimliğinden bilinçli biçimde ayrıştırılabiliyor. Bunun arkasında sadece etnik farklılık iddiası yok; Sovyet dönemi kimlik politikaları, bölgesel siyaset, Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri ve Kürt kimliğinin farklı dönemlerde farklı siyasi anlamlar taşıması gibi faktörler de bulunuyor.

Yani İstanbul'da yaşayan bir Ezidi, Almanya'daki bir Ezidi, Ermenistan'daki bir Ezidi ve Şengal'deki bir Ezidi aynı kimlik cümlesini kurmak zorunda değil.

Bu durum aslında kimliklerin ne kadar canlı olduğunu gösteriyor.

Bir insan “Ben Ezidiyim” dediğinde “O zaman Kürt değilsin” demek ne kadar yanlışsa, “Ezidiysen kesinlikle Kürtsün” demek de aynı ölçüde indirgemeci olabilir.

Kadınların ve erkeklerin bakış açısı neden farklılaşabilir?

Burada özellikle dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler böyle düşünür, kadınlar şöyle düşünür” şeklindeki kalıplar gerçeği açıklamaz. Ezidi toplumunun kendi içinde de sınıf, yaş, eğitim, göç deneyimi, yaşanılan ülke ve aile geçmişi gibi çok sayıda farklılık var.
 
Üst